Banner
PRATİK BİLGİLER
Hayatı koylaştıran pratik bilgiler;

ÇAY DEMLEME KURALLARI
Çay demlemek bir sanattır. Sabah kahvaltılarının, ofiste öğlen molalarının, akşam sohbetlerinin en bağlayıcı noktasıdır. Öyle ki günlük görüşmelerimizde arkadaşlarımızı çay içmeye davet eder, en önemli işlerimizle ilgilenirken dahi yanımızdan bir bardak çayı eksik etmeyiz. Peki hayatımızda bu kadar önemli bir yer tutan çayı en iyi demleme metotları nelerdir?
Ofiste demlemede dikkat edilecek ilk nokta aslında demliğin kalitesidir. Ofis malzemeleri temin ederken buna özen gösterilmelidir. Uzmanların da söylediği gibi çay, tadını en iyi porselen, bakır ve alüminyum demliklerde verir. Kaliteli malzemelerden imal edilmemiş demlikler acı bir tat verir ve içim kalitesini bozar. Tabi demleme metotları kadar kullandığınız ürününde kalitesi de önemlidir. Gıda ve mutfak ürünlerinin temeli olan çayların kalitesizleri, gıda boyaları nedeniyle alacağınız lezzeti düşürür. Çaykur, Lipton, Doğuş, Doğadan, Karali, Sümer gibi kalitesini ispatlamış büyük markalar her zaman içime enfes bir tat katarlar. Ofiste kahvaltı ederken ya da en koyu öğle sohbetleriniz sırasında midenizi rahatsız eden, ağzınızın tadını bozan bir bardak çay, bütün keyfinizi kaçıracaktır.
Uzun Süre Bekletmeyin
 
Çay Demleme metotları birden fazladır. Demlerken koyulacak miktar önemlidir. Demli çay tercihinize göre arttırabilirsiniz bu oranı ama en ideal olanı bardak başına bir yarım tatlı kaşığı dem atmaktır. Çaydanlığa kaynatmak için su koyarken demliğe de kuru çayı koymalısınız. Üstteki kuru çay, çaydanlıkta kaynayan suyun buharıyla yumuşayacaktır. Su iyice kaynadıktan sonra ateşten alınarak demliğe dökülmelidir. Burada isterseniz acılığını almak için yarım bardak soğuk su da ekleyebilirsiniz. Ardından altı kısılarak demlenmeye bırakılır ve ortalama 15 dakikada aromasını verir.
 
Bu klasik demleme metodunun dışında bir diğer yol da su kaynadıktan sonra çayı üzerine dökmektir. Önce çaydanlıkta kaynamış olan suyu demliğe alın. Sonra çayı kaynar suyun üzerine dökün ve demliği çaydanlığın üzerine koyun. 15-20 dakika boyunca buharın etkisiyle ağır ağır dibe çökerek aromasını verir. Bu metotta da eğer acı tadı azaltmak istiyorsanız demliğe bir tane kesme şeker atabilirsiniz. Eğer aceleniz varsa 2-3 dakikada hazır olacak bardak poşet çaylarını tercih edebilirsiniz. Ofis hayatının kurtarıcılarından biridir pratik içecekler. Hızlıca içeceğinizi alıp toplantıya koşabilirsiniz. Demlik poşetleri ise sizi demlik temizleme derdinden kurtaran diğer bir pratik çözümdür.
 
Yapılan son araştırmalarda dünyada tüketiminde lider olduğumuz açıklandı. Kişi başına ortalama 3 kilo tükettiğimiz düşünülürse hayatımızdaki yeri kolayca anlaşılır. Çaykur, Doğuş, Lipton, Doğadan, Karali gibi dünyaca ünlü markalarımız ve ustalaşmış demleme metotlarımız ile mükemmelliğe ulaştığımız ortada. Çeşitli aşamalarla özenle demlediğimiz bu içeceğin en lezzetli tüketim zamanı ise ilk yarım saattir. Çünkü daha uzun süre beklerse aromasını ve lezzetini kaybetmeye başlar.
 
TOPLANTI VE ZAMAN YÖNETİMİ
İş verimliliğini ve iş hızını artırmak, çalışanların kendine daha fazla zaman ayırmasını sağlamak adına zaman yönetimi tüm ofisler için önemli bir konu olmalıdır. Zaman yönetimi; önceliklendirme, sıralama, araç kullanımı, teknik bilgisi, tertipleme, gözlemleme, planlama, dağıtma gibi konuları içerir.
 
Zaman yönetiminin en büyük düşmanları; plansızlık, öncelik belirsizliği, erteleme, kararsızlık, gereksiz işler ve dikkat dağınıklığıdır. Her şeyden önce zamanı verimli kullanmak için bu problemleri çözmeniz gerekir. Sıradan bir iş gününde 8 saat çalışma, 8 saat uyku, 1 saat işe gidiş – geliş, 1 saat öğle arası ve 6 saat de kendimize ayırdığımız özel saatlerimizi oluşturur. İyi bir zaman yönetimi yapılamadığında bu zincirin bozulmasına neden oluyor ve zincirin tüm halkaları teker teker birbirini etkiliyor. İş yetiştirmek için öğle aranızdan, özel saatlerinizden ya da uykunuzdan feragat etmek fark ettirmeden stres olmanıza, yorgun hissetmenize ya da başka bir alışık olmadığınız tepkiye sebep olabiliyor. İyi bir zaman yönetimi ile çalışma saatlerinizin dışına çıkmanıza gerek kalmaz hatta zincirin diğer halkalarını bu sayede besleyebilirsiniz.
 
Verimli bir iş hayatı ve yüksek motivasyon için zaman yönetimi şarttır. İş hayatı ve özel hayatınız arasında sağlıklı bir denge kurmanın anahtarı da zaman yönetimidir.
Toplantı yönetimi ise hem zaman yönetimini etkileyen hem de iş verimliliğini ve niteliğini yükselten bir kavramdır. Amaca yönelik, etkin ve verimli bir toplantı için; toplantının nedenleri ve hedefleri mutlaka önceden belirlenmelidir. Etkili bir toplantı için toplantının baştan sona planlanması gerekmektedir. Gereksiz ve hazırlıksız toplantılar kafa karışıklığına sebep olurken, değerli zamanınızdan da çalmaktadır.
 
Toplantıya hazırlık aşamalarında mutlaka, toplantı konuları, toplantı amacı ve fikri belirlenmelidir. Toplantı nedenleri arasında; bilgi alış verişinde bulunmak, problem çözmek ve birlikte karar vermek olmalıdır.
 
Toplantıya kimlerin katılacağı da önemli bir konudur. Konu ile direkt olarak ilgili olmayan kişilerin toplantılarda bulunması, herkesin dikkatini dağıtabilir. Verimli bir toplantı için toplantı kişileri de uygun seçilmelidir.
Toplantı ve zaman yönetimi ile hem çalışanların motivasyonları artacak hem de iş verimliliği ve kalitesi yükselecektir. Kendinizi bu konularda yetersiz görüyorsanız, mutlaka konu ile alakalı makaleleri inceleyin ve vaktiniz el verdiğince uygun bir eğitime katılmaya çalışın.
 
 
OFİSTE SAĞLIK
hayatınızın büyük bir bölümünü geçirdiğiniz ofislerinizde en dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi de sağlık olmalıdır. Çoğu zaman işiniz için, arkadaşlarınızdan, ailelerinizden, özel zamanlarınızdan fedakarlık ediyorsunuz. İş için feda edemeyeceğiniz tek şey sağlığınız olmalıdır. Ortalama olarak tüm ofis çalışanları, günde en az 8 saati masa başında oturarak geçiriyor. Mesaileri hesaba katmıyoruz bile. İlk başta kulağa hoş gelen masa başı işler, aslında insan doğası ile tamamen çatışmaktadır. İnsan yaradılışı gereği hareketli bir yapıya sahiptir. Hareketsiz geçen ve vücudunuzu dinlendirdiğimiz saatler uyku saatleriniz olmalıdır. Bu sebep ile siz masa başı işlerde çalışan beyaz yakalılar, mutlaka günde en az 30 dakikanızı spora ayırmalısınız.
 
Düzenli bir spor hayatı olmayan ofis çalışanlarında kilo problemi, duruş bozuklukları, ileride daha büyük sağlık problemleri oluşturabilecek boyun ve sırt ağrılarına sebep olabilir. Gün içerisinde hareketlilik kan dolaşımınızı hızlandıracağından öğle aralarınızda ya da ofise giriş çıkış zamanlarınızda 10’ar dakikalık yürüyüşler yapabilirsiniz. Bu kısa yürüyüşler vücudunuzu zinde tutacak ve daha dinamik hissetmenizi sağlayacak. Asansör yerine merdiven kullanmak, işe yakın mesafelerden yürüyerek gelip gitmek yardımcı olabilir. Gün içerisinde daha hareketsiz bir yaşama sahip olduğunuz için yemeklerinize de dikkat etmeniz gerekmektedir. Günde en az 2 litre su tüketmeyi de unutmuyoruz.
Masa başı işlerin en büyük problemlerinden bir tanesi de ortopedik sorunlardır. Ortopedik sorunları en aza indirgemek için öncelikle rahat bir koltuk ve ortopedik olarak boyunuz ile orantılı şekilde hazırlanmış bir çalışma masası edinmelisiniz. Daha sonra bilgisayar ekranınızın göz hizasında olmasını sağlamalısınız. Gün içerisinde oturarak yapabileceğiniz pek çok esneme hareketi ve egzersiz de mevcut.
 
Soğuk kış aylarında grip salgınlarına da mutlaka dikkat etmek gerekir. Ofiste birkaç kişinin aynı anda hasta olması işlerde ciddi aksamalara sebep olabilir. Hem kendi sağlığınız hem de iş sağlığı açısından grip salgınlarından korunmaya çalışın. Ofisi mutlaka düzenli olarak havalandırın, sık sık ellerinizi yıkayın ve doğal vitamin meyvelerden elinizden geldiğince tüketmeye çalışın. Sağlıklı bir işleyiş için beden sağlığına gereken özeni ofis olarak göstermelisiniz.
 
 
PRATİK OFİS ÇÖZÜMLE İLE HAYATINIZI KOLAYLAŞTIRIN
Ofisler yalnızca çalışma alanı değil aynı zamanda günün büyük bir çoğunluğunu geçirdiğimiz yaşam alanlarıdır. Bu yüzden en az evde olduğu kadar ofiste de rahat etmek ve pratik olmak gerekir. Hem her gün yaşadığımız durumlar hem de anlık olarak gelişen sıkıntılarda pratik çözüler üretmek önemlidir. Belki bazılarını siz çoktan keşfetmişsinizdir, bazılarını ise ilk kez duyacaksınız. Siz yine de sizin için hazırladığımız pratik ofis çözümlerine göz atın!
 
1- Ofiste genellikle içine kağıt ya da abur cubur ambalajı gibi şeyler attığımız çöp kovalarımız aslında sadece bir çöp kovası değildir. Bütün gün sandalyede oturduğumuz için bir saatten sonra bacaklarda ve özellikle bileklerde ağrılar başlar. Bacaklarınızı uzatma ihtiyacı hissedersiniz. İşte bu durumda yapacağını şey, çöp kovasını ters çevirmek masanın altına itip ayaklarınızı uzatmak. Ofis malzemelerinin en az dikkat çekenlerinden biri olan çöp kovasının hayat kurtardığını göreceksiniz. Emin olun arkadaşınız çöplerinizi onun kovasına atmanıza ses çıkarmayacaktır.
 
2- Çalışırken herkesin kendine özgür bir oturma şekli vardır. Kimileri sandalyesinin yükseklik ayarını en üst seviyeye getirerek rahat eder. Bu gibi durumlarda bilgisayar ekranının göz hizasından alçakta kalma ihtimali vardır. Çözüm için hemen yerinizden kalkın ve printer ya da fotokopi makinesinin yanına gidin. Henüz açılmamış iki paket fotokopi kağıdını alın ve üst üste koyup ekranınızın altına yerleştirin. Artık ekranınız sizinle aynı hizada.
 
3- “Şarj aleti olan var mı?”… Gün içerisinde ofiste kaç kişiden bu soruyu duyduğunuzu bir düşünün. Akıllı telefonlarla birlikte günlük rutinlerimiz arasına günde en az iki kez telefonu şarj etmek eylemi de girdi. Arkadaşınıza verdiğiniz şarj aletiniz size geri döndüğünde “Bu şarj aleti sanki benimki değil” gibi bir şüpheye kapılıyorsanız kablonun uç kısımlarına doğru renkli ojeyle minicik bir nokta koyun. Artık şüpheye kapılmanıza imkan yok.
 
4- Bilgisayar ekranları siz ne kadar sık temizlerseniz temizleyin hep toz içindedirler. Burada çözüm temizlemekte değil kirlenmesini önlemeyi bilmekte saklı. Bir mutfak gereci olan streç filmler ise buradaki süper kahramanımız. Ekranınızı streç filmle pürüzsüz bir şekilde kaplamayı başarırsanız tozlardan kurtuldunuz demektir.
 
5- Ofislerde kirlenen tek şey tabii ki ekranlar değil. Klavyeleri de es geçmemek lazım. Sabah yediğiniz simidin susamlarını klavyenin arasından nasıl toplayacağınızı düşünüyorsanız bu pratik çözüm sizin için geliyor: tape bant! Para bandı da dediğimiz bu bantları klavyenin tuşları arasına enlemesine daldırın ve tozların, susamların banda nasıl yapıştığını görün.
 
6- Bu önerimiz hem ofis hem de evleriniz için geçerli. Bazen birden fazla fişin takılı olduğu uzatma kablosundan bir fişi çekip başka bir fişi takmak gerekir. İşte o zaman bir riziko başlar. Ya kabloları takip edip hangisinin hangi cihaza ait olduğunu bulur ya da şansınıza güvenip birini çekersiniz. Bu durumu yaşamamak için en iyi çözüm poşetlerde satılan tost ekmeklerinin klipslerinin üzerine, kabloların ait olduğu cihazların adını yazıp kablolara tutturmaktır. Bir anda ofis malzemesine dönüşen bu klipslerin ne kadar işe yaradığını göreceksiniz.
 
7- Özellikle kalabalık, açık ofislerde diğer çalışanları rahatsız etmemek için mobil telefonlarınızın sesini kısık tutmanız gerekir. Masanın üzerinde duran sesi kısık telefonunuzun çaldığını görmeme ihtimalini ortadan kaldırmak için yapacağınız şey çok basit: Kendinize bir telefon standı kurmak. 90’ların göz bebeği olan kasetlerin kapaklarını açın ve kaset yuvasına telefonunuzu dik bir şekilde yerleştirin. Artık telefonunuzun ekranı sürekli gözünüzün önünde.
 
 
Pro WEB